Eğitim Kurumlarında Dijital Dönüşümün Yansımaları
Eğitim sektörü, son on yılda özellikle teknolojideki son gelişmelerin etkisiyle büyük bir dönüşüm geçirdi. Günümüzde, bulut bilişim, yapay zeka, makine öğrenmesi ve büyük veri gibi teknolojilerin gelişmesiyle, alışılagelmiş eğitim yöntemleri akla gelen ve gelmeyen şekillerde büyük değişimler geçiriyor.
Eğitimdeki değişimin tohumlarının, 1980’ler ve 1990’larda mobil telefonlar, kişisel bilgisayarlar ve internetin ortaya çıkmasıyla atıldığını söyleyebiliriz. Dijital çağ, çeşitli sektörlere iş yapma biçimleri açısından birçok avantaj sunarken, eğitim sektörü de bu faydaları atlamıyor. Bilgi paylaşımına yönelik yeni teknolojilerin kitleler için daha ulaşılabilir hale gelmesiyle, eğitim dönüşümünün de dinamizm kazandığını görmekteyiz.
Ancak bu dönüşüm, COVID-19 pandemisinde büyük bir ivme kazandı. İnsanlar zorunlu karantinalar nedeniyle evde kalmak zorunda kaldılar ve yaşamlarını sürdürmek için bu tür teknolojilere güvendiler. Dünya genelinde milyonlarca öğrenci uzaktan eğitime geçti ve eğitim kurumları, akademik takvimlerini sürdürmek ve öğrenci kaybını önlemek için önemli yatırımlar yaptılar. Ayrıca, önceden bir işte çalıştıkları için ders almakta zorlanan genç yetişkinlerin eğitimine büyük fayda sağladı.
Bu dönüşümde kuşak farklarının da büyük rol oynadığını söylemek yanlış olmaz. Genç kuşakların kısalan dikkat süreleri ve değişen eğitim tercihleri, eğitim kurumlarını yeni öğretme yolları üzerinde düşünmeye sevketti. Sonuç olarak, çevrimiçi eğitim konusundaki heves istikrarlı bir şekilde arttı. 2020 yılında çevrimiçi okul kayıtlarında çarpıcı bir artış yaşandı ve üniversiteler, artan talebi karşılamak için yeni çevrimiçi programlar sunmaya başladılar. Günümüzde, her yaştan ve eğitim durumundan bireylerin bilgi edinmek ve yeni beceriler kazanmak için çevrimiçi kaynakları tercih ettiğini görüyoruz.
Talepteki artış inkar edilemez olsa da, öğrencilerin ihtiyaç ve beklentilerine uygun cazip teklifler geliştirmek birçok eğitim kurumu için hala süregelen bir zorluktur. Bu zorluğu aşmak, eğitim kurumlarının teknoloji ile öğrencilerin kazanımları arasındaki korelasyonu tam olarak anlamasından geçer.
|
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) ICT Anketi‘nden elde edilen beş temel bulgu, teknoloji ile öğrenci kazanımları arasındaki ilişkiyi yansıtıyor: 1. Cihaz türü—bazıları öğrenci kazanımlarıyla olumsuz ilişkilendirilmektedir. 2. Coğrafya—teknoloji, Amerika Birleşik Devletleri’nde diğer bölgelere göre öğrenci kazanımlarıyla daha fazla ilişkilendirilmektedir. 3. Teknolojiyi kimin kullandığı—teknoloji, öğretmenlerin elindeyken öğrencilere göre daha yüksek puanlarla ilişkilendiriliyor. 4. Kullanım Sıklığı—teknolojiyi sıkça kullanan veya hiç kullanmayan öğrenciler, ortalama sıklıkta kullananlardan daha iyi performans gösteriyor. 5. Okul sistemindeki mevcut performans düzeyi—düşük performanslı okul sistemlerinde, teknoloji kötü sonuçlara neden olabiliyor. Kaynak: McKinsey |
1) Kişiye Özel Eğitim
Kurumlar, ezelden beri eğitimde aynı geleneksel yöntemleri kullanıyorlar. Ancak günümüzün hızla değişen ortamında, bu yöntemler demode kalarak, yenilikçi çözümlerle değiştirilmeye mahkum hale geliyor. Neyse ki; dijital dönüşüm bu konuda çok büyük avantajlar sağlıyor. Eğitim kurumlarının, bulut sistemleri, eğitim yazılımları, yapay zeka, makine öğrenmesi ve büyük veri gibi son teknolojilerin yardımıyla öğrencilere kişiselleştirilmiş içerik sunma eğilimleri hızla artıyor. Çoğu egitim kurumu, dijital eğitim platformlarında öğrenci ihtiyaçlarını kişisel düzeyde değerlendirmek için Doğal Dil İşleme (NLP) teknolojisini kullanıyor. NLP destekli sohbet botları ve sanal öğretmenler, sorulara gerçek zamanlı yanıtlar vererek kişiselleştirilmiş rehberlik sağlayabiliyor. Dil öğrenme uygulamaları, katılımcıların seviyelerine, öğrenme hızlarına ve zorlandıkları konulara göre düzenlenmiş içerik ve sınavlar sunuyorlar. Örneğin, ABD merkezli bir dil öğretimi şirketi olan DuoLingo, NLP algoritmalarını kullanarak öğrencilerin zayıf yönlerini tespit edip derslerde verilen cevaplara dayalı olarak öğrenciye özel sınavlar üretebiliyor. Bu kişiselleştirilmiş yaklaşım, öğrencilerin öğrenmelerini hızlandırmaya yardımcı oluyor. Bulut tabanlı eğitim sistemleri ise, öğrencilerin kendi ilerlemelerini takip etmelerine ve kısa/uzun vadeli hedefler belirlemelerine yardımcı olacak son derece kişiselleştirilmiş panolar sağlayabiliyor. Dijitalleşme, engelli bireylerin eğitim çabalarına da büyük katkı sağlamakta. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya nüfusunun %15‘i, yani yaklaşık 1 milyar insan engelli statüsünde. Dahası, UNESCO‘nun vurguladığı gibi, gelişmekte olan ülkelerdeki engelli çocukların %90‘ı özel eğitim eksikliği nedeniyle okula gidemiyor. Yapay zeka, makine öğrenmesi ve diğer dijital araçlarla desteklenen eğitim sistemleri, dünya genelinde toplumun dışına itilen en büyük gruplardan biri olan engellilere eğitim desteği sunarak, yeniden topluma kazandırmada eşsiz fırsatlar sağlıyor. Bu konuda bazı uygulamaları, günlük hayatlarımızda görmeye başladık bile: Yapay zeka destekli kabartma alfabesi (braille) ile öğrenim uygulamaları, görme engellilere farklı seviyelerde okuma ve katılım konularında yardım ediyor. Bu uygulamalar, genellikle kabartma alfabesi karakterlerini dijital metne (veya tem tersi) dönüştürmek için optik karakter tanıma (OCR) teknolojisini kullanarak görme engelliler için uygun bir öğrenme platformu oluşturulmasına olanak tanıyor.|
“Hangi alanda farklı olduğunuzu düşünmek zorundasınız. İnternet üzerinden eğitim hizmeti sunmak sınırsız ölçeklenebilirlik anlamına gelebilir, ancak yine de müşteriler istediğini seçmekte özgür olacaklardır. Bu nedenle sunduğunuz hizmet diğerlerinden daha iyi ve farklı olmalıdır.” – Prof. Adam Tickell, Birmingham Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Birleşik Krallık Kaynak: Ernst&Young |
2) Gelişmiş Veri Analizi
Dijitalleşmedeki yükselişle birlikte gelen gelişmiş analizler, günümüzde okulların ve eğitim programlarının öğrenci deneyimlerini ve kayıt süreçlerini iyileştirmede ve öğrenci elde tutma oranlarını artırmada eşsiz avantajlar sunuyor. Eğitim kurumları gelişmiş analizleri kullanarak, tespit etmesi zor içgörüleri öğrenci verilerinden kolayca ortaya çıkarabiliyor. Bu algoritmalar, karmaşık ilişkileri ve eğilimleri anlamlandırarak, farklı öğrenci kitlelerinin potansiyel zorluklarınını daha kapsamlı anlamada da destek sağlıyor. Tahminsel analiz araçları, kümülatif verileri değerlendirerek her öğrencinin başarı düzeyini belirleyebiliyor. Böylece başarısızlık veya okuldan atılma riski yüksek olan öğrenciler geç olmadan belirleniyor. Yapay zeka, başarı olasılığı düşük olan öğrencilere kişiselleştirilmiş önerilerde bulunarak eğitimlerine devam etmeleri için ihtiyaçları olan desteği sağlıyor. Eğitim kurumları, bu içgörüler sayesinde tespit edilen risklere yönelik müdahale çözümleri geliştirerek proaktif bir yaklaşım benimseyebiliyor. Bu da öğrenci destek sistemlerinin etkinliğini artırıyor ve öğrenci başarı düzeylerini iyileştiriyor. Son aşamada, kurumların bu öğrencilere daha rahat ulaşıp destek programları geliştirmesiyle mezun olma oranları önemli ölçüde artırıyor. Örneğin, ABD Utah’da eğitim veren Western Governors Üniversitesi, başarısızlık riski taşıyan öğrencileri belirlemek ve erken müdahale programları geliştirmek için tahminsel modellemeyi kullanıyor. Bunun gibi çalışmalar, üniversitenin dört yıllık lisans programında öğrenci mezuniyet oranını 2018 ile 2020 arasında %5 artırdı.
3) Kaynaklara Erişim
Bilgi çağı öncesinde, eğitim kaynaklarına erişmek oldukça pahalı bir çabaydı. Sadece ayrıcalıklı olanlar kitap satın alabilir ve yüksek kalitede bir eğitime ulaşabilirdi. Günümüze gelindiğinde, eğitim sektöründe dijitalleşmenin artması ve teknolojinin ilerlemesi sayesinde eğitim bilgilerine ve kaynaklarına erişmek daha kolay hale geldi. Bulut tabanlı çevrimiçi eğitim sistemleri, öğrencilerin dünyanın dört bir yanından akıllı telefonları veya tabletleriyle sadece bir tıklama ile üst düzey öğretmenlere ve eğitim programlarına sorunsuz bir şekilde erişmelerini sağlamaktadır. Çevrimiçi platformlar, fiziksel katılım gerektirmeyen kapsamlı çevrimiçi kurslar ve atölye çalışmaları sunar. Böylelikle, hem kurumlar hem de dünya genelindeki öğrenciler için düşük maliyetli alternatifler ortaya çıkarır. Bu, özellikle, gelişmekte olan bölgelere eğitim sunarken finansal zorluklarla karşılaşan ülkeler için faydalıdır. Ayrıca gutenberg.org ve opensearchlibrary.org gibi açık kaynaklı kütüphaneler, herkes için ücretsiz kaynak erişimi sağlama hedefiyle hemen hemen her konuda milyonlarca telifsiz kitap, makale ve araştırmaya erişimi mümkün kılıyor. Kurumlar, ayrıca, kitlesel çevrimiçi açık dersler (MOOC) oluşturuyor. Bu kamuya açık kurslar sayesinde öğrenciler kendi alanlarında başarılı eğitmenlerin sundukları içeriğe ücretsiz şekilde erişebiliyor. Herhangi bir ön koşul olmaksızın herkes bu 6-8 haftalık çevrimiçi kurslara kaydolarak, istedikleri alanlarda geçerli olan sertifikalar alabiliyor.4) Uzaktan Eğitim
Değişen demografik eğilimler, üniversitelerdeki yeni öğrenci kayıtlarındaki azalma, uluslararası öğrencilerin azalma ihtimali gibi etmenler nedeniyle, yüksek öğrenim önemli bir dönüşüm geçiriyor. Daha önce de belirtildiği gibi, uzaktan eğitim popülerliğini giderek artırıyor; çevrimiçi programlar, öğrencilerin kısmen veya tamamen uzaktan eğitim alabilmeleri için eşsiz fırsatlar sunuyor. Bu değişiklik özellikle çalışan bireylere belirgin bir şekilde yansıyor. Değişen iş piyasası ve iş yerlerinde hızlanan otomasyon nedeniyle, açılan pozisyonlarda ek beceri taleplerinin gün geçtikçe arttığını gözlemliyoruz. Sonuç olarak, daha fazla çalışan birey, bu talepleri karşılamak için çevrimiçi veya karma eğitim seçeneklerine yönelmeye başlıyor. Bazı kurumlar, yüksek lisans öğrencilerine özel uzaktan öğrenme programları sunma konusunda uzmanlaşıyor ve neredeyse tüm yüksek lisans öğrencileri uzaktan eğitimi tercih ediyor. Uzaktan eğitim aynı zamanda uluslararası öğrencilere de büyük faydalar sağlıyor. McKinsey Araştırması‘na göre, uluslararası öğrenciler toplam lisans öğrencilerinin sadece %4‘ünü oluşturuyor, ancak orada yaşayan öğrencilere göre ortalama iki ila üç kat daha yüksek harç ödüyorlar. Söz konusu finansal katkı, belirli eğitim kurumları için hayati bir gelir kaynağı teşkil ediyor. Bu nedenle, daha fazla okulun uluslararası öğrenciler için uzaktan kurslar ve çevrimiçi sertifika programları sunmaya başladığını görüyoruz. Dünya genelindeki öğrenciler coğrafi sınırlamalar olmadan istedikleri eğitimi alabiliyor, global belirsizlikler sırasında daha kolay seçim yapabiliyor ve yurtdışında eğitim almanın getirdiği barınma, faturalar, okul harcı ve ulaşım gibi masraflardan kurtulabiliyorlar.
5) Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi
Yapay zeka ve makine öğrenmesi dahil olmak üzere birçok değerli teknoloji, eğitimde dijital dönüşümü beraberinde getirdi. Yapay zeka destekli dijital platformlar, gerçek zamanlı öğrenci performans analizine imkan tanıyarak kişiselleştirilmiş desteği kolaylaştırıyor. Toplanan verilerin yapay zeka ile analiz edilmesi ile, öğrencilerin tercihlerine ve ilgi alanlarına göre öğrenmelerini geliştirmeleri için çözümler sunabilir. Yapay zeka yazılımlarının geçmiş verilere dayalı olarak kitap, video ve diğer eğitim materyallerini önerme kabiliyeti, öğrenme deneyimini geliştirmektedir. Yapay zeka, ayrıca, gerçek zamanlı çeviri imkanı sunarak eğitimdeki dil engellerini ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Öğrenciler ders materyallerini anında tercih ettikleri dile çevirebilir, yapay zeka tabanlı canlı kurslarda gerçek zamanlı altyazı veya seslendirmelerden yararlanabilirler. Yapay zeka ve makine öğrenmesi destekli eğitim sistemlerinin öğrenci performansını değerlendirerek sınavlar, çalışma rehberleri, videolar gibi kişiselleştirilmiş içerikler oluşturması, geleneksel yöntemlere kıyasla daha doğrudan bir yaklaşım getirir. Bu sistemlerin aynı zamanda yüksek işlem gücüne sahip olması onları son derece ölçeklenebilir hale getirir ve eğitim kurumları için coğrafi olarak büyümeyi mümkün kılar.6) Sanal ve Artırılmış Gerçeklik
Teknoloji, eğitim sektöründe bazı değişimlere ve zorluklara yol açarken, beraberinde yeni heyecanlar da getirmektedir. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik, öğrenciler için eğitimde en fazla heyecan yaratan teknolojilerden bazılarıdır Eğitim kurumları giderek sermaye yatırımlarını bu doğrultuda artırırmaktadır. Fortune Business Insights, küresel eğitimde sanal gerçeklik pazarının büyüklüğünün 2023 yılında 4.40 milyar civarında olacağını tahmin ederken, pazarın 2030 yılına kadar yıllık %30.7 büyüme oranıyla 28.70 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor. Sanal sınıflar, öğrencilere hiç olmadığı kadar etkileyici bir ortam yaratıyor. Sanal gerçeklik kulaklıklarıyla donatılmış öğrenciler, sistemin izin verdiği her şeyi sanal ortamda gerçekleştirebilir; deneyler yapabilir, yeni fikirleri test edebilir, öğretmenler ve sınıf arkadaşları ile birlikte çalışabilirler ve eğitim hedeflerine göre kendileri için son derece kişiselleştirilmiş panolar hazırlayabilirler. Bu tür etkileşimli sanal platformlar, görsel yardımcılar, oyunlar ve diğer araçlar ile öğrenci katılımını ve öğrenme deneyimini artırmak için inanılmaz derecede fayda sağlamaktadır. Diyelim ki; astronomi öğretmenisiniz ve bugünkü dersiniz astronomi. Dersinizi, sanal bir sınıfta bir uzay simlasyonunda verebilir, öğrencilere yıldızları ve gezegenleri gösterebilir ve sanal gerçekliğin etkinleştirdiği görseller sayesinde kavramları çok daha etkili anlatabilirsiniz. Ya da fizik dersinde Newton kanunlarını ve vektörleri açıklamak isterseniz, sınıfınız için sanal deneyler oluşturarak öğrencilerinizi sıkmadan gerçek zamanlı olarak deneylere dahil edebilirsiniz. Bu gibi uygulamalar halihazırda mevcut: Skyview, kullanıcılara konumlarından bağımsız olarak telefonlarının kamerasıyla evreni gözlemleme olanağı sunan bir artırılmış gerçeklik uygulaması. Bu uygulamayı herkes indirebilir ve akıllı telefonlarını gece gökyüzüne doğru tutarak yıldızları, takımyıldızları ve gezegenleri gözlemleyip bunlar hakkında yeni bilgilere erişebilir. Froggiepedia ise, öğrencilerin sanal olarak kurbağa anatomisini incelemelerine ve keşfetmelerine yardımcı olan başka bir artırılmış gerçeklik tabanlı eğitim örneği – haliyle öğrencilere, öğretmenlere (ve kurbağalara) son derece yardımı dokunuyor. Hayvanat bahçesine ve müzelere gittiğiniz okul gezilerinizi hatırlıyor musunuz? Bunlar da tarihin tozlu sayfalarında yerini alacak gibi görünüyor. Sanal gerçeklik sayesinde öğrenciler sınıflarından veya evlerinden ayrılmadan tarihteki herhangi bir yeri veya dönemi ziyaret edip dönemin şartlarını sanal ortamda deneyimleyebiliyorlar. Sanat tarihi dersi için New York Modern Sanatlar Müzesi’ndeki Picasso ve Van Gogh sergilerine gezi düzenlemek mi istiyorsunuz? Ya da Louvre Müzesi’ni mi tercih edersiniz? Öğrencileriniz için tek ihtiyacınız olan bir sanal gerçeklik kulaklığı. Sıra bekleme, ulaşım ücreti ve yolculuk sırasında bir öğrenciyi kaybetme endişesi yok. Ya da öğrencilerinize Antik Yunan’da yaşamın nasıl olduğunu anlatmak yerine göstermek mi istersiniz? Birkaç saniye içinde antik dönemdeki Atina’ya sanal olarak ulaşabilirsiniz. Bunlar gibi eğitimde sanal ya da artırılmış gerçeklik örneklerini şimdiden görmeye başladık: 1943 Berlin Baskını 360°, gerçek kamera görüntüleri yardımıyla Nazi Almanyası’nda yapılan Berlin baskınını simüle ederek, öğrencilerin önemli bir tarihi olaya tanıklık etmenin nasıl bir şey olduğunu anlamalarına yardımcı oluyor. Bu teknolojilerin henüz olgunlaşma aşamasında olduğu ve yeteneklerinin zaman içinde katlanarak artacağı göz önüne alındığında, olasılıklar sonsuz gibi görünüyor. Bu teknolojilerin dünyanın her yerindeki öğrencilere benzersiz öğrenme deneyimleri sunmak, işbirliği, üretkenlik ve eğitime katılımda devrim yaratmak üzere gelişip başkalarıyla birleştiğine tanıklık edeceğimiz günler oldukça yakın.⭐⭐⭐
Geldiğimiz noktada, dünyanın her yanındaki eğitim kurumları, sürekli gelişen teknolojik ortamda dijitalleşmenin hayati rolünün farkında. Eğitim sektöründe kurumların erişilebilir, verimli ve öğrenci odaklı kalması zorunlu hale geldi. Dijitalleşme, kaynaklara erişim, kişiselleştirilmiş eğitim içerikleri, sürükleyici deneyimler ve proaktif destek gibi çok sayıda avantaj sunar. Bu faydalar, öğrenci başarı oranlarını artırmayı ve öğrenci kaybını azaltmayı hedefleyen kurumlar için kritik öneme sahiptir. Kartaca’da geleceği teknolojiyle yeniden tasarlamaya kararlıyız. Bugüne kadar çeşitli sektörlerden işletmelerle birlikte çalışarak, onlar için yazılım çözümleri geliştirdik, uyguladık ve potansiyel sorunların önüne geçtik. Bir Google Workspace for Education İş Ortağı olarak, Google’ın en iyi özelliklerini eğitim alanına taşıyarak, eğitimcilere kolay kullanabilecekleri destek araçları sunarken, aynı zamanda sınıfları, öğrencilerin keşfettiği, yaratıcılıklarını geliştirdiği ve başarılı oldukları ortak çalışmaya dayalı ve dinamik öğrenme ortamlarına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Kartaca’nın eğitim kurumunuza ve yarattığınız eğitim deneyimine nasıl değer katabileceği hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, lütfen bu sayfayı bu sayfayı ziyaret edin ve bize ulaşın.Kartaca, onaylanmış “Cloud Migration” ve “Data Analytics” uzmanlıklarına sahip bir Google Cloud Premier İş Ortağıdır.

Özetle;
Eğitim kurumları, öğrencilere kişiselleştirilmiş içerik sunmak için hangi teknolojileri kullanıyor?
Doğal Dil İşleme (NLP) teknolojisi hangi amaçlarla kullanılıyor?
Dil engelleri eğitimde kullanılan hangi teknolojilerle aşılabiliyor?
Eğitim kurumları gelişmiş analizler sayesinde öğrenciler hakkında ne tür öngörüler elde ediyor?
Dijital dönüşüm eğitim kaynaklarına nasıl erişimi kolaylaştırıyor?
Yazan: Cem Çetingüç
Yayınlanma Tarihi: 11.12.2023
Benzer Yazılar
Hızlı Konseptten Stüdyo Kalitesinde Çıktıya: Nano Banana ve Nano Banana Pro Karşılaştırması 🍌
Oca 8, 2026 | Google CloudPomelli: İşletmeler İçin Marka Kimliğine Tam Uyumlu İçerik Otomasyonu
Oca 6, 2026 | Google LabsFlow: Google'ın Hikaye Anlatıcıları ve Film Yapımcıları İçin Yapay Zeka Destekli Platformu
Ara 23, 2025 | Google LabsSparkify: Sorularınız Saniyeler İçinde Çarpıcı Animasyonlu Videolara Dönüşüyor
Ara 17, 2025 | Google LabsChirp 3: Yapay Zeka Tabanlı Ses ve Deşifre Teknolojisinde Yeni Dönem
Ara 16, 2025 | Google CloudÖne Çıkan Yazılar
Değişen Dünyanın Dili: VUCA ve BANI
Haz 28, 2022 | Dijital Pazarlama
Türkiyeli Yazılımcılara Aforizmalar
May 14, 2020 | Yazılım Geliştirme
SELinux Nedir? Varsayılan Güvenlik Politikasına Uymayan Durumlara Nasıl İzin Verilir?
Ağu 6, 2013 | Açık Kaynak
Selenium ile Testleri Otomatikleştirme
Ağu 5, 2013 | Açık KaynakYapay Zeka Çalışma Arkadaşları: Google Illuminate ve NotebookLM Karşılaştırması
Kas 12, 2025 | Eğitim Sektörü